SON DAKİKA

İSRAİL ÇARESİZ          ZORBALIKLA NEREYE?          TÜRKİYE GÜÇLÜ VE HAKLI          VİTES DEĞİŞTİRDİ          Sayı 823          KANDİL IŞİD TEHDİDİNDE          SÜNNÎ İSE DESTEK YOK!          AKP LEVHASI ÇÖPE          DÜNYADA TEK BAŞINA          SAYI 819         

Bugün: 18.12.2017

İSRAİL ÇARESİZ

İSRAİL ÇARESİZ
İsrail’in terör örgütlerini kullanarak planlarını gerçekleştirme stratejisi de pek işlememektedir. Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı ve Sevr’i uygulamayı PKK ve FETÖ’ye ihale eden İsrail sadece başarısızlığının değil, aynı zamanda suçüstü yakalanmış olmanın da sıkıntıları ile karşı karşıyadır.01.11.2016 23:35

Terör örgütleri de başaramıyor…

İSRAİL ÇARESİZ

 

Ortadoğu’da Türkiye-İsrail rekabeti ekseninde yaşanan gelişmelerin vekâlet savaşlarından sonuç alınamaması nedeniyle tarafları karşı karşıya getirdiği, bıçağın kemiğe dayanmakta olduğu gözlemlenmektedir. Vekâleten savaş yerini asaleten savaşa bırakır mı sorusu akla gelirken bir üçüncü dünya savaşından korkulmaktadır. İsrail ateşle oynamayı sürdürüyor...

 

Nusayri azınlığa dayanan İsrail işbirlikçisi Baas rejiminin Suriye’de kontrolü kaybetmesinin yol açtığı güvenlik sorunu bölücü terör örgütü PKK/PYD’nin Türkiye sınırında Kürt koridoru oluşturmasıyla giderilmek isteniyordu. Bu başarılamadığı için beka endişesine kapıldığının izlenimini veren İsrail ne yapacağını şaşırmış durumda. Kıyamet senaryolarıyla küresel bir kaosa insanlığı sürükleme eğilimi gösteren Siyonizm 3. Dünya Savaşından söz ettiriyor.

 

Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtıyla IŞİD işgali altındaki bölgeyi desteklediği ÖSO vasıtasıyla ele geçirerek, öteden beri önerdiği fakat kabul görmeyen tampon bölgeyi fiilen oluşturduğu için Kürt koridoru planı akamete uğratılmış durumdadır. Bu yüzden siyonistler öfke küpüne dönmüşler, tehditler savuruyorlar.

 

Devam eden Fırat Kalkanı harekâtı 5 bin km² alanı tampon bölge haline getirmeyi ve IŞİD, PKK/PYD gibi örgütlerden temizlemeyi hedeflemektedir. Buna ABD ve Batılı müttefiklerine nüfuzunu kullanıp baskı yaparak engel olamayan İsrail; Musul’un kurtarılması bahanesiyle Şii-Sünni çatışması çıkartarak savaşı tüm bölgeye yaymaya çalışmaktadır.

 

Aynı minvalde Türkiye ile Ortadoğu arasında bir Şii kuşak oluşturmak üzere Şii Haşdi Şabi terör örgütünün IŞİD’le mücadele kamuflajı içinde Musul’u işgal edip Sünni halkına katliam yaparak mülteci durumuna sokma planı da Türkiye’nin Başika Kampındaki birliğince engel olunduğundan tüm çabalara rağmen hayata geçirilememektedir.

 

İsrail’in BOP için ABD ve Batılı müttefikleri aracılığıyla bölgeyi şekillendirme girişimi 1 Mart Tezkeresinin TBMM’den geri çevrilmesi üzerine Türkiye engeli aşılarak gerçekleştirilemedi ve Irak işgali başarısızlığa uğradı. ABD ve Batılı müttefikleri Irak’tan çekilirken bölgeyi İran inisiyatifine sokmak üzere bir radikal mezhepçi Şii yönetim oluşturdular.

 

Irak’ı kuzeyden işgal planı, gerçekte Türkiye’yi işgal planıydı. Güneydoğu Bölgesinde ABD askerlerinin konuşlanması -ki, sayısı 80 bin olacaktı- PKK’yı destekleyerek ülkeyi bölmeye yönelik bir talepti. 1 Mart Tezkeresi geri çevrilerek Türkiye’yi kalleşçe işgal planı bozuldu.

 

Küresel Siyonizm planlarını açıktan ve dobra gerçekleştirmeye kalkmaz; muhakkak uygun bir kamuflaj içerisine sokar. Planlarını hayata geçirdikten sonra da dünya kamuoyuna bazı yakıştırma gerekçeler sunarak başka planları için insanların bilgi ve fikir sahibi olmalarının engellenmesini sağlar. Yahudilerin; savunulamaz kötü işleri ya başkalarına yaptırmaları ya da başka kimliklerle yapmaları gibi geliştirilmiş yöntemleri ve kadim okült kültürleri vardır.

 

Örneğin, Birinci Dünya Savaşının nedeninin Batılı devletlerin petrol bölgelerini ele geçirme amacına yönelik olduğu söylemi, Siyonistlerin gerçek amaçlarını ve elde ettikleri sonuçları kamufle etmek için oluşturdukları bir illüzyondur. Siyonistler savaşı, Filistin’i kurtarıp İsrail’i kurmak amacıyla çıkarttılar. Petrol gerekçesi, oluşturulmuş bir algıdan başka bir şey değil.

 

Nitekim Sultan II. Abdülhamid’in halledilip Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması ve 50 yılda İsrail devletinin kurulması için Filistin’in kurtarılması kararı 1897 Basel Siyonist Kongresine dayanıyordu. Siyonistler hedeflerini; milyonların ölümü, insanlığın felaketi pahasına Birinci Dünya Savaşını çıkartarak gerçekleştirdiler. Alet olan yönetimleri de günah keçisi yaptılar. Ortadoğu petrolünü ise Yahudi şirketler çıkartıp dünyaya sattılar ve devasa büyüdüler.

 

ABD ve Batılı müttefiklerinin Irak’ı işgallerinin gerekçesi olarak da zengin petrol kaynakları hep gösterildi. Hem de ABD Başkanı Bush Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek için Haçlı Savaşı başlatıyoruz açıklamasında bulunduğu halde! Suriye’de ise petrol, doğalgaz yok; işgal altında bulunan, İsrail’e hayat veren Golan Bölgesinde zengin su kaynakları var!

 

İsrail’in içimizdeki sözcüleri ABD’nin Ortadoğu’yu terk etmeyeceğini çünkü bölgede zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarının bulunduğunu sürekli dillendiriyorlar. Herkesi kör ve âlemi sersem yerine koyarak da ABD bölgeyi İran’ın nüfuzuna terk edip gidemez demekteler. Ki, ABD bölgeyi İran’a bırakıp Türkiye’yi yaklaştırmamak için elinden geleni ardına koymuyor!

 

ABD çekilmek zorunda kaldığı halde bölgeye geri dönmesini sağlamaya çalışanın da İsrail olduğu gerçekliği bu tür uyduruk gerekçelerle kamufle edilmeye çalışılmaktadır. Asıl sorun Türkiye’nin önlenemeyen yükselişi karşısında tehlikeye giren İsrail’in çıkarlarının korunma, güvenliğinin sağlanma stratejilerinin başarılı olamayışıdır.

 

Suriye’nin kuzeyinde Kürt koridoru oluşturulması da Irak petrollerinin Türkiye baypas edilip Akdeniz’e akıtılması amacıyla açıklanmaktadır. Bununla kamufle edilmek istenen olgunun; İsrail işbirlikçisi, Türkiye düşmanı terör devletinin kurulması olduğunu erbabı bilmektedir.

 

Türkiye’yi Ortadoğu’dan tecrit etmek için biri Kürt, biri Şii iki duvarla ayırmaya çalışan İsrail ne var ki ABD’yi jandarma olarak kullanmada eskisi kadar etkili olamamaktadır. Teröristler vekâlet savaşında İsrail için ölürken ABD askerleri ise postu deldirtmediklerinden mutlular.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki başlı dediği ABD’de Siyonist NEO-CON ekip ile Ulusalcıları karşı karşıya getiren İsrail güdümlü politikalar Ortadoğu coğrafyasını yeniden tanzim etme çabalarına fazla katkı yapamamaktadır. Bu yüzden sonunda İsrail’in değil, Türkiye’nin hep dediği olmaktadır. Süper güç ABD ise arada şamar oğlanı gibi sürekli dövülmektedir!

 

Türkiye’yi bölmek kastıyla Kuzey Irak’ta oluşturulan Bölgesel Kürt Yönetimi aksine entegre olmaya çalıştığından Barzani yönetimini kaç defadır darbeyle devirmek için girişim yapıldı! Fırat Kalkanı harekâtına karşı, Rusya’nın baskısı nedeniyle yeterince sert çıkış yapmayan Beşşar Esat yönetimine de İsrail benzeri bir yaklaşım içinde görülüyor!

Sonuçta, İsrail güdümlü ABD ve Batılı müttefiklerinin tüm çabalarına rağmen bölge ülkeleri ve toplumları İran’la değil Türkiye ile işbirliğinden yana eğilim içerisine girmektedirler. İran, Siyonist-Haçlı ittifakıyla işbirliği yaptığı için güven ve itibar kaybetmektedir.

İsrail’in her türden provokasyonlarına, algı operasyonlarına rağmen ABD, Türkiye ile ittifak ilişkilerini sürdürme kararlılığını göstermektedir. İsrail güdümlü NEO-CON ekip Ulusalcıları bertaraf edemediğinden Türkiye ABD’de partner bulmakta fazla güçlük çekmemektedir.

FETÖ’nün başlattığı 15 Temmuz Darbe Girişimi de ABD ve NATO’ya mal edilse de İsrail’e bağlı unsurların marifeti olduğunu Türkiye’yi yöneten üstün akıl bilmektedir. Bu nedenle de Türkiye ile İsrail arasında yapılan anlaşma nicedir yürürlükte olduğu halde karşılıklı elçileri henüz atamamaları 15 Temmuz Darbe Girişimine bağlanmaktadır.

 

Meğerse İsrail’in, Türkiye ile anlaşmaya varmak için tavizler verip ısrarlı olmasının nedeni, 15 Temmuz Darbe hazırlığı imiş! Bu anlaşılmış bulunuyor. Yapılan tüm hazırlıklara karşın, darbenin püskürtülmesi ve ardından yıldırım hızıyla karşı operasyonların başlatılmasından anlaşıldı ki; Türkiye’yi gerçekte yöneten derin güç ve irade baştan itibaren tüm olup bitenin farkında ve takipçisi imiş. O sayede de karşı stratejiyi hazırlayıp geliştirmiş ve gerektiğinde müdahale için hazır beklemiş. Yoksa devlet erkânı gafil avlanırken darbeyi kim püskürttü?

 

Irak işgalindeki yenilginin ardından bölgeden çekilmek zorunda kalan ABD artık tek süper güç değildir, dünyadaki küresel güçlerden biridir. Siyonistler ABD’ye dünyanın jandarması rolünü biçmekte artık yetersiz kalmaktadırlar. Çünkü ABD’de “Bizim Ortadoğu’da ne işimiz var?” diyen, ülkenin zengin kaynaklarının kalkınma, halkın refahı için kullanılmasının daha doğru olduğunu söyleyen Ulusalcılar bir de Yahudi karşıtlığını körüklemektedirler. Bundan dolayı Siyonist NEO-CON ekip giderek eleştiri almakta, güç ve itibar kaybetmektedir.

 

Süper güç ABD’yi istediği gibi kullanamayacağını gören İsrail’in terör örgütlerini kullanarak planlarını gerçekleştirme stratejisi de pek işlememektedir. Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı ve Sevr’i uygulamayı PKK ve FETÖ’ye ihale eden İsrail sadece başarısızlığının değil, aynı zamanda suçüstü yakalanmış olmanın da sıkıntıları ile karşı karşıyadır.

 

Küresel Siyonizm’in gücünü bilip İsrail’in Türkiye’deki imkânlarının, kabiliyetlerinin farkında olan kesim; PKK ve FETÖ’nün başarısızlığının geçici olup muhakkak devamının geleceği, yaşanan yenilgilerin nihai durumu göstermediği düşüncesinden hareket etmektedir.

 

Oysa İsrail ve himaye eden Küresel Siyonizm Türkiye’de yaklaşık yarım asırdır sürekli hep kaybetmekte ve gerilemektedir. Küresel Siyonizm’in gerileme, Türkiye’nin yükselme süreci istikrar kazanmış bulunuyor; bu süreç ne yapılırsa yapılsın artık tersine çevrilemiyor!

 

Bu süreç Millî Görüş’ün iktidar ortağı olması ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtını başlatmasını müteakip her şeye rağmen adım adım gelişerek devam etmektedir. Bu tarihten itibaren en büyük engelleri, badireleri aşan, geride bırakan ve bölge lideri küresel güç konumunu elde eden Türkiye karşısında Küresel siyonizm ise konumundan, gücünden çok şey kaybetti…

 

Erbakan’ın Millî Görüş hareketini başlattığı 1969’da; Küresel Siyonizm gücünün zirvesinde ve dünyada kuş uçurtmayan bir hegemonyanın sahibiydi. Artarda iki dünya savaşı çıkartıp bitiminde 1945’te Yalta Konferansını tertipleyen Küresel Siyonizm; iki kutuplu, iki bloklu bir düzen kurduktan sonra 1948’de terör devleti İsrail’in kuruluşunu gerçekleştirdi.

 

Millî Görüş’e yapılanlara rağmen yönetimini ele geçirdiği Türkiye’nin gerçek bağımsızlık ve kurtuluş savaşını kazanan Erbakan Siyonizm’in küresel hegemonyasını kırmayı başardı…

 

Önce Afganistan’ı işgal eden SSCB’ye karşı Pakistan’la birlikte hareket ederek Mücahitleri destekleyip komünizmin çöküşünü, Doğu Blokunun dağılmasını öyle sağladı. Ardından tek süper güç ABD liderliğinde Yeni Dünya Düzeni kurulduğu ilan edilerek Afganistan ve Irak’ı işgal edip BOP’u hayata geçirmek için ilan edilen Haçlı Savaşı başarılamadı.

 

Küresel Cihad Örgütü haline gelen Afganistan kaynaklı İslami organizasyon, Irak’ı ABD ve müttefiklerine cehenneme çevirerek çekilmek zorunda bıraktı. ABD ve müttefiklerinin Irak’ı yeniden işgale gücü kalmadığından İsrail bölgede yalnızdır! Siyonizm de İsrail’i korumakta büyük sıkıntı çekmektedir. Bu süreç Yeniden Büyük Türkiye’nin yolunu açmaktadır…

 

Sayı: 937

Diğer MANŞET haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.