SON DAKİKA

İSRAİL ÇARESİZ          ZORBALIKLA NEREYE?          TÜRKİYE GÜÇLÜ VE HAKLI          VİTES DEĞİŞTİRDİ          Sayı 823          KANDİL IŞİD TEHDİDİNDE          SÜNNÎ İSE DESTEK YOK!          AKP LEVHASI ÇÖPE          DÜNYADA TEK BAŞINA          SAYI 819         

Bugün: 18.12.2017

VİTES DEĞİŞTİRDİ

VİTES DEĞİŞTİRDİ
AKP iktidarı Ahmet Davutoğlu Başbakanlığında mevcut kadrolarını değiştirmeden Millî Görüş’ü ülke politikalarına hâkim kılmada vites değiştirme kararı almıştır.02.09.2014 21:10
\r\n\r\n

İktidar\r\nYeni Türkiye için kadro değil

\r\n\r\n

VİTES\r\nDEĞİŞTİRDİ

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

10 Ağustos’ta yapılan\r\nCumhurbaşkanlığı seçimi sonrası Türkiye’nin tepe yönetimi yenilenirken, iktidar\r\nkadroları değişmeyip neredeyse aynen kaldı. Abdullah Gül’den boşalan Çankaya\r\nKöşkü Başbakan Erdoğan tarafından doldurulurken herkes bir adım ileri kayarak\r\naçılan yeri doldurdu.

\r\n\r\n

Buna karşın Yeni Türkiye konseptine\r\nesas teşkil edecek oldukça cüretkâr bir söylem mesajlara yüklenerek her vesile\r\nile tekrarlandı. Bu söylemi, ilk defa milletin doğrudan oyu ile seçildiğinden\r\nKöşk’e yeni bir güç, anlam ve katma değer kazandıran Başbakan Erdoğan her vesile\r\nile verdiği mesajlarda vurgulu şekilde dile getirdi.

\r\n\r\n

Halefi Ahmet Davutoğlu’nun isminin\r\naçıklanması için tertiplenen toplantıda ve AKP Olağanüstü Büyük Kongresinde yaptığı\r\nkonuşmalarda, 23 Nisan 1920 günü toplanan ilk Meclis konseptinin Yeni Türkiye\r\niçin esas alınacağına vurgu yapan Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk\r\nziyaretinde Anıtkabir’deki defterde okuduklarında da bu tekrarlandı.

\r\n\r\n

Önemli bir husus; yaptığı her iki\r\nkonuşmanın ve Anıtkabir ziyaret defterindeki mesajın metinleri önceden yazılmış\r\nolarak Recep Tayip Erdoğan tarafından okundu. Her iki konuşmayı prompter\r\nüzerinde okuyan Erdoğan Anıtkabir defterinde de daha önce hattat tarafından\r\nyazılan bir metni okudu. Yani bu ayaküstü verilmiş bir mesaj değil, önceden\r\nbelirlenmiş bir programın ifadesidir.

\r\n\r\n

Peki, 23 Nisan 1920 günkü ilk Meclis\r\nkonseptinin Yeni Türkiye için esas alınması ne demektir? Çiçeği burnunda\r\nCumhurbaşkanı Erdoğan’ın işin başında buna vurgu yapma gereğini duyması ve\r\nısrarla sürdürmesinin Yeni Türkiye konseptine yüklediği fevkalade önemli anlam\r\nnedir?

\r\n\r\n

Bunu da cumhur tarafından seçilen\r\nçiçeği burnundaki Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar çok\r\nnet olarak ortaya koymaktadır. İlk Meclis’i toplantısını özellikle bir cuma\r\ngününe denk getirerek, Kur’an-ı Kerim ve Sahihi Buhari hatimleri yapılarak,\r\nkurbanlar kesilerek dualarla açan kurucu heyetin Selçuklu ve Osmanlı’nın devamı\r\nbir İslam devletine öncülük ettiği gerçekliğine atıf yaparak ne demek istediği\r\naçık: 1923 sonrası devrimleri kabul\r\netmiyoruz!

\r\n\r\n

Kimilerinin vurgulanan bu gerçekliği\r\nanlamazdan gelmesi, kimininse başka türlü anlama çabası sonucu değiştirecek\r\ndeğildir. Erbakan’ın hile rejimi ve köle\r\ndüzeni dediği ve ‘A’dan ‘Z’ye tümü ile değiştirip Adil Düzen kurmayı vaat\r\nettiği 1923 rejiminin içi boşaltılmış bulunuyor; artık şeklen de\r\ndeğiştirilmesinin vakti geldi.

\r\n\r\n

Peki, neden bu açıkça ve dobraca söylenmeyerek\r\nhala üstü kapalı şekilde sadece muhatapları anlasın diye satır aralarında dile\r\ngetiriliyor?

\r\n\r\n

Bunun iki nedeni var. Biri işlerin\r\nsuhuletle, fazla tepki doğurmadan yürütülebilmesi için masonik tabirle ışığın uykulu gözlere azar azar verilmesi\r\nyönteminin kullanılmasıdır. Bundan daha da önemli olan diğer nedeni Erbakan’ın\r\nen başında söylediği gibi onlar hangi\r\nyöntemlerle ülkeyi ele geçirip bu rejimi kurdularsa biz de aynı yöntemlerle bunu\r\nyıkıp Adil Düzeni kuracağız düsturu ile hareket ediliyor olmasıdır. Başka\r\nbir ifade ile rövanşın da aynı şekilde alınmasıdır.

\r\n\r\n

Yaşananların anlaşılabilmesi için Dünya\r\nSiyonizm’inin Osmanlı İmparatorluğunu nasıl yıktığını, yerine Türkiye\r\nCumhuriyeti diye Sabetayist Yahudi Cemaati temelli zümre oligarşisi kurduğunu ve\r\nezici Müslüman çoğunluğu asimile edip paryalaştırdığını bilmek gerekir.

\r\n\r\n

Bu süreci Erbakan’ın seminerlerde\r\nanlattıklarından aktararak o kadar çok tekrarladık ki, El-Aziz okurları bunu\r\nadeta ezberlemiş olmalılar. Yeni başlayanlar internet sitemizde Manşet yazılarını\r\ntıklayarak bu sürece ilişkin yazılanları okuyabilirler. Asıl bilinmesi gereken Cumhuriyet\r\nrejiminin hile, entrika ve takiye ile kurulduğu gerçekliğidir.

\r\n\r\n

Her şeyden önce geçtiğimiz hafta 92.\r\nyıldönümü kutlanan Büyük Taarruz, Dumlupınar Meydan Muhaberesi ve 30 Ağustos\r\nZaferi; Başkent İstanbul’u işgal altında tutan İngilizlerin, Anadolu’da\r\nsahneledikleri bir mizansen senaryodan başka bir şey değildir.

\r\n\r\n

Dünya Siyonizm’inin dönemin süper\r\ngücü haline getirdiği İngiltere, bir asırdır geçilmez diye türkü tutturduğumuz\r\nÇanakkale Boğazını tek kurşun sıkmadan geçip geldi İstanbul’u işgal etti. Engin\r\nNoyan, İngiliz işgal güçleri rıhtıma çıktığında İskoç Bölüğü Marşı bestesi ile\r\nbestelenen Kâtibim Şarkısını okuyan bir koro karşıladı demişti bir televizyon\r\nprogramında. Kâtibim şarkısının bütün İngiliz milletler topluluğu ülkelerinde\r\nbilindiğini ve Türkçe okunduğunu da programda anlattı. Bu Kâtibim şarkısı Cumhuriyet\r\ndöneminde de adeta milli marş gibi saygın bir muamele görmüştür.

\r\n\r\n

İngiltere’nin müttefikleri ise bazı\r\nAnadolu illerini işgal ettiler. Ne var ki işgalin sürdürülebilmesini imkânsız\r\nkılan direnişler Anadolu’da başlatıldı. Anadolu illerindeki direnişi\r\nbaşlatanların tamamı İslam âlimleriydi. Hasan Basri Çantay, Rıdvan Hoca, Sütçü\r\nİmam, Vehbi Çıkrıkçı ünlüleriydi.

\r\n\r\n

Hilekâr İngiliz dehası, Dünya\r\nSiyonizm’inin beş bin küsur yıllık birikiminin ürünü Yahudi takiyesi ile\r\nbirleşince ortaya bir çakma kurtuluş savaşı harikası çıkmış oldu. Bu İngiliz\r\nyapımı bir Yahudi şaheseri olarak oynanan film 92. yılında hala vizyonda ve\r\nizleme rekorları kırıyor…

\r\n\r\n

İngilizler, İstanbul’u işgal\r\nettiklerinde iktidarda bulunan Almanya yanlısı İttihatçıları tutuklayarak önde\r\ngelenlerini bir denizaltı ile bu ülkeye sürdüler. İngiliz yanlısı İttihatçılardan\r\nbir grubu ise bir gemi ile Anadolu’ya çıkarma yapmak üzere Samsun’a\r\ngönderdiler.

\r\n\r\n

Osmanlı Devleti tarihi boyunca hiç\r\nolunmadığı kadar şeriatçı ve dindar gözükerek takiye yapan İngiliz işbirlikçisi\r\nİttihatçı generaller, İslam âlimlerinin işgale karşı başlattıkları direnişi\r\nkontrolleri altına almak için ilk Meclis’i din âlimleri ve tarikat şeyhleri ile\r\ndoldurdular.

\r\n\r\n

Bununla da yetinmeyerek Meclis\r\ntoplantısını Cuma gününe denk getirip mübalağalı dini törenle açılışını\r\ngerçekleştirdiler. Böylece Anadolu direnişini kontrol altına alan İngiliz\r\nişbirlikçileri sahte bir kurtuluş savaşı başlatırken; müttefik işgal\r\nkuvvetlerine ise çekilerek Anadolu’yu boşatmaları talimatı verildi.

\r\n\r\n

Bu yüzden Afyon’daki tahkimatı\r\nkaldıran işgal güçleri geri çekilirken Ankara Hükümet güçlerine taarruz emri\r\nverildi. Taarruz emri o kadar masa başında, öylesine verilmişti ki ilk hedef Akdeniz\r\ndenildiği halde istikamet Ege Denizi yani İzmir oluyordu. Bu gafın üzerini\r\nörtmek içinse hiç işgal görmediği halde Antalya için bir kurtuluş günü\r\nuydurulmuştu. Kurtuluş Savaşı denilen süreç tüm safhaları ile bir senaryonun\r\noynandığı adeta dizi film olarak gerçek tarih muamelesi görüyor!

\r\n\r\n

Erbakan büyük taarruz denilen olayın\r\nbir muvazaa olduğunun bilimsel ispatını şöyle yapıyordu: Afyon önlerinden\r\nİzmir’e kadar devam eden taarruz 30 Ağustos’ta başlayarak 9 Eylül’de bitiyor.\r\nBu 10 günlük bir süre tutar. O günkü şartlarda ve at arabası, kağnı, deve,\r\nkatır gibi vasıtalar ile Afyon’dan İzmir’e ordunun intikali, savaş için hiç\r\nvakit geçirilmeksizin ancak 10 günde mümkün olabiliyordu! Eğer tek bir gün dahi\r\nçatışma olsaydı 10 günde İzmir’e ulaşılamazdı.

\r\n\r\n

Herhangi bir savaşın yapılmadığını,\r\nişgal ordularının çekildiğini; fizik ve matematik hesaplarıyla bugün bile\r\nbilimsel şekilde ispatlamak mümkündür. İşgalciler çekilirken yakıp yıkmışlardır\r\nhepsi bu kadar. Hatta bir kısım Yunan birlikleri Çanakkale üzerinden\r\nçekilmişlerdir.

\r\n\r\n

Müttefikleri Anadolu illerini\r\nboşaltıp işbirlikçilere terk ettiler ama İngilizler Lozan Anlaşmasından sonra\r\nİstanbul’un işgaline son verdiler. Ama Erbakan’ın ifadesi ile işgalci askerler\r\ngitti, yerlerine işgalci siviller geldi! İngilizlerin İstanbul işgalini\r\nkaldırması fark edilmediğinden tarihi belli değil.

\r\n\r\n

Emperyalist işgal güçlerinin hileli\r\ndesteği, himayesi sayesinde Türkiye’ye egemen olan jakoben askerler Cumhuriyet’i\r\nilan ettikten sonra; Lozan Anlaşmasının baş mimarı Mısırlı haham Hayim Nahum\r\ndoktrini ile yaptıkları devrimlerle 1000 yıllık Selçuklu-Osmanlı İslam\r\nMedeniyeti izlerinin silinip köklerinin kazınması için acımasız bir baskı,\r\nşiddet, zulüm, asimilasyon uyguladılar.

\r\n\r\n

Açıkçası Dünya Siyonizm’inin\r\ngünümüzdeki jandarmaları ABD ve müttefiklerinin Irak’ta kabaca yaptıklarını\r\nİngilizler Türkiye’de muhteşem bir başarı ile gerçekleştirdiler. Aradan 92 yıl\r\ngeçmiş, koca bir millet hala İngiliz oyununu fark edebilmiş değil!

\r\n\r\n

Hayim Nahum ilkeleri doğrultusunda\r\nTevhidi Tedrisat Kanunuyla gerçekleştirilen eğitimle beyin yıkama yöntemleri\r\nkullanılıp geçmişi unutturulan ve İslam ile bağları kopartılan toplumu Yahudi\r\nkölesi şuursuz bir kitle haline getirmeyi başardılar.

\r\n\r\n

Erbakan bunu şöyle dramatize ederek\r\nanlatıyordu: Osmanlı bir ceylan Sultan\r\nII. Abdülhamit onun kalbi… Ceylanı kalbinden vurup masaya yatırdılar ve\r\nparçalara ayırdılar. Türkiye’yi düdüklü tencereye koyup 500 santigrat derece\r\nbasınç altında kaynatarak pelteleştirdiler. Üzerinden 50 yıl geçtikten sonra\r\nortaya dökülen bu pelteyi diriltmek için çabalıyoruz!

\r\n\r\n

29 Ekim 1923’ün 50. yılında 14 Ekim\r\n1973’te yapılan Millî Görüş’ün ilk kez girdiği seçimde Millî Selamet Partisi\r\niçin İsmet İnönü şöyle demişti: Bakalım 50 yıl sonra ülkede kaç tane Müslüman\r\nkalmış; bunu öğrenmemiz çok önemli!

\r\n\r\n

Millî Selamet Partisi o seçimde\r\n1.265.771 oy aldı.

\r\n\r\n

Refah Partisi’nin birinci olarak\r\nçıktığı 24 Aralık 1995 Genel Seçimini değerlendiren Erbakan ise “Bugün\r\nmilletimiz taburcu olmuştur” diyordu. Kimsenin pek anlayamadığı bu\r\ndeğerlendirmesini Erbakan şöyle izah ediyordu:

\r\n\r\n

Manen öldürülen milletimizin yeniden\r\ndiriltilmesi için Millî Görüş’ün başlattığı tedavinin sonunda seçimden çıkan\r\ntablo taburcu olduğunu göstermektedir. Ancak bu nekahet döneminde kendine çok\r\ndikkat etmesi gerekiyor!

\r\n\r\n

Dünya Siyonizm’i milletimizin bu\r\nnekahet döneminde 28 Şubat sürecini başlatarak işini bitirmek istediyse de Allah’ın\r\nbüyük yardımı ve lütfu ile Erbakan bu fırsatı vermedi. Takriben 5 buçuk yıl\r\nsonra AKP kuruldu ve tek başına iktidar oldu, halen ülkeyi yönetiyor.

\r\n\r\n

Tabii ki AKP’nin tek başına iktidar\r\nolduğu 3 Kasım 2002 Genel Seçiminden önce 1923 rejimine bağlı 28 Şubatçı\r\npartilerin oluşturduğu koalisyon iktidarı millî derin devletten yediği\r\ndarbelerden perişan hale gelip erken seçimi tek kurtuluş yolu görmüştü. Ama\r\nhepsi birlikte seçim barajının altında kaldılar.

\r\n\r\n

12 yıldan beri tek başına ülkeyi\r\nyöneten AKP iktidarı, giderek artan trendde Millî Görüş’ü devlet politikası\r\nhaline getirerek büyük bir toplumsal değişim/dönüşüm gerçekleştirirken 1923\r\nrejimine temel kirişlerini kırıp anaç unsurlarını tasfiye ederek indirdiği\r\ndarbelerle statükosunu tasfiye etti.

\r\n\r\n

Bu süreçte uygulanan Millî Görüş\r\npolitikalarıyla Türkiye bölge lideri küresel bir güç haline geldi. Dışarıdan ve\r\niçeriden yönelecek tehditlere karşı güçlenen Türkiye’nin, artık resmen de\r\n1923’ün hile rejimi ve köle düzenini sona erdirip Adil Düzen’e  geçiş sürecini başlatması gerekiyor.

\r\n\r\n

Yeni Türkiye’den kasıt Hayim Nahum\r\nilkeleri temelinde başlatılan 1923 devrimlerinin reddedilip 1000 yıllık\r\nSelçuklu ve Osmanlı İslam Medeniyetinin tarihi kırılma sürecinin restorasyonudur.

\r\n\r\n

AKP iktidar piramidi 10 Ağustos\r\nCumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında değiştirilmeyip nerdeyse aynen korundu.\r\nBundaki amaç Yeni Türkiye programının uygulanması sırasında tepkilere karşı\r\ndayanıklı olmasıdır. Çok cüzi, zaruri değişiklikler dışında hükümette ve parti yönetiminde\r\nkimse konumundan edilmediği için iç ihtilaflar asgari düzeyde kalacaktır. Bu,\r\ndışarıdan gelen tepkileri, saldırıları karşılamada iktidara güç ve direnç\r\nsağlayacaktır.

\r\n\r\n

2015 Genel Seçimine kadarki süreç\r\nfevkalade büyük önem taşımaktadır. İktidar güçlü bir profil, sağlam bir bünye\r\nile bu süreci götürebilirse muhalefetin dağılması kaçınılmazdır. CHP kurultayı\r\nya bölünme ya da tasfiye ile sonuçlanacaktır. Hiçbir şey olmamış gibi yoluna\r\ndevam etmesi zor görünüyor.

\r\n\r\n

MHP iç sancılarını bastırabilse dahi\r\nbu moralsizliği genel seçime kadar eğrisini devam ettirmek ve yeniden baraj altına\r\ndüşme riskiyle yaşamak durumunda kalacaktır. Bir siyasi oluşumun söz konusu\r\nolması halinde bu durum kopmalara yol açabilir.

\r\n\r\n

CHP ve MHP’nin umutsuz vaka durumu\r\nkarşısında Cemaat destekli yeni siyasi oluşuma büyük ilgi gösterileceğini\r\nöngörmek yanlış olmaz. Tabiat boşluk kabul etmez; her boşluk da bir şekilde mutlaka\r\ndoldurulur.

\r\n\r\n

Tayip Erdoğan 30 Mart ve 10 Ağustos\r\nseçim kampanyalarında hedef alıp alabildiğine hırpaladı ve gözden düşürüp\r\nitibarsızlaştırdı ise de henüz gerçek anlamda ciddi bir zarara uğratamadığı,\r\naksine Cemaat’in devlet tarafından korunduğu bir gerçektir.

\r\n\r\n

Cemaat hiç şüphesiz itibarını, birçok\r\nmensubunu, yandaşını yitirdiği için eski gücü popülaritesi, etkinliği yok.\r\nAncak yeni destekçileri, yandaşları oluştuğu da bir realitedir. Unutmamak lazım\r\nki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oy vermemiş bulunan % 48 oy var. Sandığa gitmeyenler\r\ndüşünülür ise bu oran daha da artabilir.

\r\n\r\n

Cemaat’in çok fazla öne çıkmadığı\r\ndikkatli, özenli bir yeni siyasi oluşum bu potansiyeli AKP’nin\r\ngayrimemnunlarını da içine alarak daha da büyütebilir. Bu potansiyeli bütünüyle\r\nyeni oluşumun içine çekmek mümkün olmasa bile iktidar alternatifi bir ana\r\nmuhalefet ortaya çıkartılabilir.

\r\n\r\n

Tayip Erdoğan’ın Başbakanlığında\r\nCemaat’e karşı yürüttüğü sert mücadeleye Cumhurbaşkanı olarak devam edeceğini,\r\nAhmet Davutoğlu’na görev verilmesinde bu hususun gözetildiğini açık şekilde\r\nifade etmiş olması çok fazla büyütülmemelidir. Ordunun ve yargının henüz bu\r\nkonudaki tutumu o doğrultuda değildir. Bugüne kadar Cemaat’e telafisi imkânsız\r\nbir zarar da verilmedi.

\r\n\r\n

Ekonominin patronu Ali Babacan’dan Bank\r\nAsya’ya zarar verilmemesi şartıyla görevine devam sözünün alındığına dair\r\nmedyada yer alan haberler de gösteriyor ki Cemaat’e yönelik kavganın mahiyeti\r\nsiyasidir. Cemaat rejim için tehdit ve tehlike unsuru olarak sayılmamaktadır. Başından\r\nberi Cemaat’le AKP iktidarı arasındaki kavga iki taraf da istemediği halde suni\r\nolarak başlatıldı.

\r\n\r\n

Bunun bir millî derin devlet projesi\r\nolduğunu üç yıldır yazıyoruz. Yeni Türkiye denilen bu süreç, Erbakan’ın sözünü\r\nettiği 12 Eylül 1980 sonrası 4 tane 10 yıllık dönemin sonuncusudur diye çok\r\nyazıp çizdik. Erbakan bu dönemi İslam’ın iktidar olacağı dönem olarak\r\nnitelemektedir.

\r\n\r\n

Bizler Erbakan’ın bu sözlerini\r\nyorumlarken AKP’nin ANAP gibi dağılacağının, Saadet Partisi’nin Refah Partisi\r\ngibi iktidar yürüyüşünü başlatacağının planlandığını öngörüyorduk. Fakat\r\ngörülen AKP iktidarının 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası metamorfoz geçirerek\r\nMillî Görüş iktidarına dönüşmeye başladığıdır. Buna tırtılın çocuğu denilip kelebek\r\nadı kullanılmayabilir!

\r\n\r\n

Bunun Millî Görüş’ün tek temsilcisi\r\nSaadet Partisi’ni önemsizleştireceği şeklinde anlaşılmasının doğru olmadığını\r\ndüşünüyoruz. AKP iktidarı şimdiye kadar olduğu gibi adını koymadan da Millî\r\nGörüş politikalarını daha bir süre uygulayabilir. Bunun nedeni, Saadet Partisi’ni\r\nanti Millî Görüş zihniyetindeki Sabetayist Yahudi bir ekibin kontrol etmesidir.

\r\n\r\n

AKP Saadet Partisi ile birleşip\r\nbütünleşmeden Millî Görüş resmen nasıl iktidar olur, Adil Düzen kurulur\r\nsorusunun cevabını doğrusu bulamıyoruz. Saadet Partisi dibe vurmuş olsa da\r\nyönetimi güçlendirilir maddi destek sağlanırsa Millî Görüş adına Siyonizm’e hizmet\r\nettirilerek tehlikeli bir duruma getirilebilir. Bu yüzden millî derin devletin\r\nSaadet Partisi’ni karanlık odanın güdümünde ilanihaye bırakmayacağını\r\ndüşünüyoruz.

\r\n\r\n

Metamorfoza uğratılan AKP\r\niktidarıyla, Millî Görüş’ün bir süre daha çok daha radikal bir şekilde Türkiye’nin\r\niç ve dış politikalarına hâkim kılınması mümkün. Bunun için hala zamanın olduğuna\r\nşüphe yok. Lakin bu durum sürgit devam ettirilemez. Saadet Partisi karanlık\r\nodanın kontrolüne asla bırakılamaz.

\r\n\r\n

Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayip\r\nErdoğan’ın yerine bir kuklayı emanetçi bırakacağının çok yazılıp çizildiği\r\nkamuoyunca biliniyor. Oysa Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, daha ilk gününde\r\nCumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’a fark attığına neredeyse herkes dikkat çekmek\r\nzorunda kaldı.

\r\n\r\n

Tayip Erdoğan konuşmalarını promptırdan\r\nokurken, Ahmet Davutoğlu’nun irticalen yaptığından söz eden televizyon\r\nyorumcuları bu hususa önemle vurgu yaptılar. Tayip Erdoğan’ın karizması dışında\r\nAhmet Davutoğlu ile kıyaslanabilecek tek özelliği hitabetidir.

\r\n\r\n

Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye dış\r\npolitikasının mimarı olduğu, Başbakan Tayip Erdoğan’ın payı bulunmadığı ise\r\nbilinen bir gerçektir. Bazı ulusalcı cazgırlar dışında Ahmet Davutoğlu emanetçi\r\ndiyebilen aklı başında kimse yok. Emanetçi yakıştırması uymadığından kompleksli\r\ndavranışları yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a vefa ve sadakat göstereceğini söylemekten\r\nhiç yüksünmüyor.

\r\n\r\n

Birçok gelişmeyi önceden ima etmekle\r\nünlü Kurtlar Vadisi Dizisinin nicedir Ahmet Davutoğlu’nu merkeze alan bölümlere\r\nyer verdiğini izleyenler biliyor. Ahmet Davutoğlu’nun, Tayip Erdoğan’ın tercihi\r\nolmadığı, millî derin devletin kararı olduğu her haliyle boncuk gibi ortada.

\r\n\r\n

AKP iktidarı Ahmet Davutoğlu\r\nBaşbakanlığında mevcut kadrolarını değiştirmeden Millî Görüş’ü ülke\r\npolitikalarına hâkim kılmada vites değiştirme kararı almıştır. Cumhurbaşkanı ve\r\nBaşbakan en yetkili kişiler olarak son konuşmalarında bunu hiç tevilsiz çok net\r\nşekilde dile getirmişlerdir.

\r\n\r\n

Henüz açıkça dile getirilmese bile İlk\r\nMeclis’in feshedilmesinden sonraki -Atatürk dönemi dâhil- süreci kesin bir\r\ndille reddeden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu Türkiye’nin bir\r\nİslam Cumhuriyeti olarak kurulduğuna vurgu yaparken Yeni Türkiye’yi bu temelde\r\ninşa etmenin kararlılığını yaptıkları konuşmalarda net şekilde göstermektedirler.

\r\n\r\n

Bunun, Erbakan’ın hile rejimi ve\r\nköle düzeni dediği 1923’te ilan edilen jakoben cumhuriyetin bir rövanşı olarak\r\nbaşlattığı Millî Görüş’ün bir gereği olduğu gün gibi açıktır.

\r\n\r\n

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan\r\nDavutoğlu birlikte dayanışma içinde Millî Görüş’ü devlet politikası olarak çok\r\ndaha radikal şekilde uygulayıp hâkim kılacaklarını net ifadelerle dile getirip art\r\narda teyit eden konuşmalar yaptılar.

\r\n\r\n

Millî Görüş tabirini telaffuz\r\netmeden efradını cami ağyarını mani şekilde tarif ederek anlatmaları henüz\r\nşartların yeterince elverişli duruma getirilip olgunlaştırılmamış olması\r\nnedeniyledir. Bunu yapılacak birtakım yasal düzenlemelerle tartışma sürecine\r\nsokup tepkilere verilecek cevaplarla daha da netleştiren açıklamalar yapılabilir.

\r\n\r\n

1923 hile rejimi ve köle düzeni\r\nkurulurken yapılan takiye, uygulanan kamuflaj yöntemleri aynen onun rövanşı\r\nalınırken Millî Görüş mücadelesi sürecinde de kullanılmıştır. Erbakan baştan beri\r\nseminerlerde, Yahudi’nin milletimize karşı uyguladığı yöntemlerin aynısının\r\nkullanılacağını hep söylüyordu.

\r\n\r\n

1923 hile rejimi ve köle düzeni\r\nyönetimi, Erbakan’ın yakın çevresine, Millî Görüş partilerinin kilit yerlerine işbirlikçi\r\nprovokatör ajanlar yerleştirdi. Onlar ters köşeye yatırılırken dışladıkları\r\nkişiler desteklenerek kurdukları partiler iktidar yapıldı. ANAP ve AKP bu\r\nşekilde kuruldu, iktidar oldu.

\r\n\r\n

Yahudi Osmanlı Devletini içeriden\r\nele geçirmek için Selanik’te gizli bir siyasi örgüt olarak İttihat ve Terakki Cemiyetini\r\nordu bünyesinde kurmuştu. Oluşturduğu Hareket Ordusu İstanbul’a gelip sarayı\r\nkuşatarak Sultan Abdülhamit’i tahttan indirdi. Osmanlı Devletinin yıkılışı\r\nböyle başladı.

\r\n\r\n

Erbakan İttihat ve Terakki’nin cumhuriyet\r\ndönemindeki devamı Ergenekon derin devletine karşı aynı şartlarda mücadele\r\netmek için ordu bünyesinde bir örgüt kurmuştu. 12 Mart 1971 Muhtıra sürecinde\r\nfarkına varılan bu örgüte Ecevit kontrgerilla derken bazıları NATO’ ya mal\r\netmek için gladyo nitelemesi yaptı. Erbakan Kıbrıs Barış Harekâtını da bu örgüt\r\nsayesinde gerçekleştirdi.

\r\n\r\n

12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerini bu\r\nörgüt üzerinden kontrol eden Erbakan, Türkiye’yi bugünlere o sayede getirdi. 12\r\nEylül sürecinde Refah Partisi bu sayede birinci parti ve Erbakan Başbakan oldu.\r\nAKP’nin 13 yıllık iktidarı 28 Şubat’ın tersyüz edilmesi sayesinde mümkün oldu.

\r\n\r\n

 

\r\n\r\n

Sayı: 825

\r\n\r\n
Etiketler: Ahmet Davudoğlu

Diğer MANŞET haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.