SON DAKİKA

İSRAİL ÇARESİZ          ZORBALIKLA NEREYE?          TÜRKİYE GÜÇLÜ VE HAKLI          VİTES DEĞİŞTİRDİ          Sayı 823          KANDİL IŞİD TEHDİDİNDE          SÜNNÎ İSE DESTEK YOK!          AKP LEVHASI ÇÖPE          DÜNYADA TEK BAŞINA          SAYI 819         

Bugün: 18.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Saadet Güneşi Karabulutlar Arkasından Nasıl Sıyrılıp Parlayacak?

Saadet Güneşi Karabulutlar Arkasından Nasıl Sıyrılıp Parlayacak?

Erbakan’ı bir şekilde bertaraf ederek kurduğu siyasi partileri ele geçirmeye yönelik dışarıdan güdümlü hile rejimi ve köle düzeni birçok girişimde bulunmasına karşın bir türlü başaramadı...


Erbakan’ı bir şekilde bertaraf ederek kurduğu siyasi partileri ele geçirmeye yönelik dışarıdan güdümlü hile rejimi ve köle düzeni birçok girişimde bulunmasına karşın bir türlü başaramadı.

Bu amaçla Millî Görüş partilerinden 4’ü kapatılarak Erbakan defalarca siyasi yasaklı yapıldığı halde son günlerini Saadet Partisi Genel Başkanı olarak geçirerek hayatta iken kurduğu partilerin Siyonist güç odaklarının kontrolüne girmesine izin vermedi.

Bütün baskıcı yönetimler rejim muhaliflerini yalnızca antidemokratik ve hukuk dışı yasalarla, emniyet güçleriyle, hilelerle, entrikalarla bertaraf etmeye çalışmakla asla yetinmezler. Bir de işbirlikçi provokatör ajanlarını yakın çevresine yerleştirip her tür faaliyetlerini izler, gerektiğinde provoke ve sabote ederler.

Bir kere sürece böyle bakıldığında Erbakan’ı elimine etmek ve Millî Görüş partilerini ele geçirip düzenin kontrolüne, hizmetine sokmak için her yola başvuran hile rejimi ve köle düzeninin ajanlarını yönetimin kilit noktalarına yerleştirmediğini düşünmek kabul edilemez bir saflık olur.

Dünya Siyonizm’i ve Türkiye’deki uzantısı hile rejimi ve köle düzeni karşısında zorlu bir mücadele veren Erbakan’ın bunu bilmemesi, düşünmemesi olacak şey değildir.

Elbette ki Erbakan’ın buna karşı alacağı tedbirlerin, mukabil stratejilerinin olması da tabiidir, kaçınılmazdır. Çünkü Erbakan her şeye rağmen hayatının son anına kadar siyaset yapmaya devam edebildi. Ve de 40 yıllık siyasi mücadelesi sürecinde Türkiye Millî Görüş politikaları doğrultusunda inanılmaz derecede büyük değişim yaşadı.

Erbakan’ı ilk Partisi Millî Nizam’ın kapatılacağına ilişkin şantaja ABD Yahudi Cemaati temsilcisi olduğunu söyleyen Musa Saffet Bayramâşık muhatap etmişti. Süleyman Arif Emre bizzat şahit olduğu bu olayı Siyasette 35 Yıl adlı kitabında anlatmaktadır.

Kitaba göre Millî Nizam Partisi Erbakan’ın İsrail aleyhtarı, Siyonizm karşıtı söylemleri nedeniyle, Musa Saffet Bayramâşık’ın o şantajı gerçekleşip Anayasa Mahkemesinde açılan dava sonucu kapatıldı.

Ancak Millî Nizam Partisi kapatıldıktan sonra Erbakan kurduğu Millî Selamet Partisi döneminde de Siyonizm ve İsrail karşıtı söylemlerini hiç sansürlemeden sürdürdüğü halde kapatma davası ile karşı karşıya gelmedi. Millî Selamet Partisi’ni 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında askeri yönetim diğer bütün partilerle birlikte kapattı.

Bu durumda Erbakan’ın ABD Yahudi Cemaati Temsilcisi Musa Saffet Bayramâşık ile görüşüp anlaştığı anlaşılıyor. Aksi takdirde Erbakan’ın Millî Selamet Partisi’ni kurup 1973 Genel seçimine katılması, 52 parlamenter çıkartarak grup kurması, CHP dâhil 3 koalisyon hükümetinde art arda ortak olarak yer alması başka türlü açıklanamaz.

Zaten, Süleyman Arif Emre kitabında böyle bir anlaşma yapılabileceğinin ipuçlarını vermiş. Erbakan’ın Musa Saffet Bayramâşık’a Siyonistlerle birlikte çalışma teklifini yaptığı görüşmeyi anlatmış.

Kitabın 216. Sayfasında Erbakan ile Musa Saffet Bayramâşık arasındaki şu diyalogun şahidi olduğunu aktarmış:

-Hoca; beni Amerika’daki, Washington’daki dünya Yahudi liderleri vazifeli olarak size gönderdi. Sizin partinizin gelişmesini dikkatle takip ediyorlar. Onlar Türkiye’de sizin partiniz gibi milletiyle bütünleşebilecek güçlü bir siyasi iktidarın kurulmasını müsbet karşılıyorlar. Çünkü böyle olduğu takdirde Türkiye haliyle, İsrail’i komünist Rusya’ya karşı koruyan, araya çekilmiş bir Sedd-i Çin vazifesini yapmış olacaktır. Ancak sizden bir önemli istekleri var. Siz her konferansınızda, dünya siyonizmine, masonluğa ve onun yan kuruluşları olan Lions ve Rotary kulüplerine çatıyorsunuz. Bundan liderler son derece rahatsız oluyorlar. Bu aleyhteki kampanyadan vazgeçmenizi istiyorlar. Aksi halde partinizin siyasi hayatına son vermek zorunda kalacaklar…

Hoca cevap olarak:

-Mademki bizim iktidar olmamız onların arzu ettiği bir şey, o halde hissi sebeplere kapılmayıp bizim konuşmalarımızı müsamaha ile karşılamaları gerekir. Böyle bir şeye katlanmaları, sonunda temin edecekleri yarar karşısında önemsiz bir fedakârlık olur.”

-Hayır, bu tür konuşmaları kesinlikle istemiyorlar.

-Diyelim ki bundan sonra bu konulara hiç girmeyeceğiz. Bu onlara yetmez mi?

-Hayır, yetmez; daha önceki konuşmaları tekzip edecek şekilde onların istediği mahiyette açıklamalar yapmanız lazım.

***

Görüldüğü gibi Erbakan Musa Saffet Bayramâşık’a İsrail ve Siyonizm karşıtı söylem ile iktidar olup sonra kendilerine hizmet etmeyi teklif ediyor ama kabul etmiyor ve üstelik daha önce yaptığı konuşmaları da tekzip edip düzeltmesini istiyor.

Ancak Musa Saffet Bayramâşık sonuçta bir temsilci. Daha sonra yaşanan süreçten Erbakan ile Siyonistlerin anlaştığı kesin olarak anlaşılıyor.

Musa Saffet Bayramâşık’ın tehdidi gerçekleşiyor ve Millî Nizam Partisi kapatılıyor ama Erbakan Siyonistlerle anlaşarak yerine Millî Selamet Partisi’ni kuruyor ve 4 yıl boyunca çeşitli koalisyonlarda iktidar ortağı oluyor.

Peki, Erbakan Siyonistlerle nasıl anlaşmış olabilir? Erbakan İsrail ve Siyonizm karşıtı söylemle yürüttüğü bir siyasi mücadele sonunda iktidar olursa bildiğini okumasının, yapmasının, aksine davranmasının önünde ne engel olabilir?

Bunun kaçınılmaz tek yolu, kurduğu partinin kilit noktalarına Siyonistlerin önerdiği kişileri yerleştirip partiyi onların örgütlemesine ve yönetmesine razı olmasıdır.

Ki zaten öyle de oldu: Millî Görüş partilerinin siyasi söylemini hep Erbakan belirledi; teşkilatlarını ise Musa Saffet Bayramâşık’ın yerleştirdiği adamları örgütlediler.

Peki, o halde Erbakan neye güvenip de kuru bir siyasi söylem karşılığında partilerini Siyonistlerin örgütlemesine, yönetmesine razı olabildi?

Çünkü Erbakan ordu içerisinde millî derin devlet oluşumunu gerçekleştirmiş, icraatı için onu dayanak yapacaktı. Ama derin devlet yapılanması ile siyasi söylemini yayıp toplumsal taban oluşturmanın mümkünatı yoktu.

Bu yüzden Millî Görüş söylemlerini kurduğu siyasi partilerin faaliyetleri üzerinden, asıl icraatını ve ülke yönetimini ele geçirmeye yönelik işlerini ise millî derin devlet aracılığıyla gerçekleştirecekti. Öyle de yaptı.

Erbakan’ın bu oyununu bozmak için Dünya Siyonizm’i 12 Eylül 1980 Darbesini yaptı. Ancak Erbakan darbe yönetimini millî derin devlet aracılığıyla kontrolüne geçirerek Turgut Özal liderliğindeki ANAP iktidarı üzerinden icraatını gerçekleştirmeyi başardı.

Millî Görüş ile yollarını ayırarak ANAP’ı kuran Turgut ve Korkut Özal kardeşler, Millî Selamet Partisi’nden Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisi tarafından dışlandılar. Erbakan ise onların kurduğu ve iktidar yaptığı ANAP ile birlikte hareket etti.

Millî Görüş partilerini bu ikiliye bırakmamak için hep başında durdu, liderliğini asla terk etmedi. Ama milli derin devlet aracılığıyla bütün hükümetleri etkisi altına aldı.

Aynı şey 28 Şubat 1997 post modern darbe sürecinde Millî Görüş ile yollarını ayıran Recep Tayip Erdoğan ve arkadaşlarının kurduğu AKP tek başına iktidara geldiğinde de tekrarlandı. Erbakan millî derin devlet üzerinden AKP iktidarını da kontrol etti.

Recep Tayip Erdoğan ve arkadaşlarını da tıpkı Turgut ve Korkut Özal kardeşler gibi Şevket Kazan-O. Asiltürk ikilisi dışlayarak uzaklaştırmışlardı. Erbakan ise millî derin devlet aracılığıyla kendisinden ve Millî Görüş’ten yollarını ayırmak durumunda kalıp ayrı partiler kuran kişileri destekledi.

Şevket Kazan- O. Asiltürk ikilisi daima bir gün Erbakan’ın bir şekilde elimine edilerek kendilerinin Millî Görüş partilerinin başına geçeceklerine inanıyorlardı. Bu yüzden liderlik potansiyeli taşıyan hiç kimseye hayat hakkı vermeyip önlerini kesiyorlardı.

Erbakan ise onları harcaması halinde daha güçlü ve etkili kişilerle ikame edilecekleri için kendilerine katlanıp idare ediyordu. Nitekim bu ikili, Erbakan’ın elimine edilerek parti yönetiminin ele geçirilmesinden ümitlerini kesince birer çömez hazırladılar.

Şevket Kazan Numan Kurtulmuş’u, O. Asiltürk Mete Gündoğan’ı hazırladı. Erbakan hayatta iken Numan Kurtulmuş’u harcadı. Yoksa Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi Siyonist odakların eline geçmişti.

Nitekim Erbakan Numan Kurtulmuş sonrası yapılan kongrede Saadet Partisi Genel Başkanlığını üstlendiğinde “Elhamdülillah, partimize kavuştuk” demişti. Bunun net anlamı Saadet Partisi’ni kaybetmiştik idi.

Şevket Kazan, Numan Kurtulmuş’un harcanmasından sonra şunu demişti: Numan Kurtulmuş yüzünden ben yıprandım, artık kılıcım kesmez. Bundan böyle Oğuzhan Beyin kılıcı kesecektir!

Bunun açılımı şuydu: Ben çömezimi Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’nin liderliğine getirilmesinde başarılı olamadım. Bu defa sıra O. Asiltürk’ün çömezini Saadet Partisi’nin lideri yapmasında.

Şevket Kazan yaptığı bir televizyon söyleşisinde “Numan Kurtulmuş Genel Başkan olduktan sonra siyaseti bırakıp köşeme çekilmeyi ve Millî Görüş tarihini yazmayı düşünüyordum” demişti. Ancak buna fırsat bulamadı.

Şimdi O. Asiltürk’ün Mete Gündoğan’ı Saadet Partisi Genel Başkanlığına getirmesi için destek veriyor. Bunu başarırlarsa ikisi de siyaseti bırakıp köşelerine çekilecekler. Önemli bir husus da Numan Kurtulmuş mücadelesiz genel başkan yapıldığı için lider olamadı. Bu defa Mete Gündoğan siyasi mücadele vererek lider olmaya çalışacak.

Teşkilat çevrelerinden şöyle bir söylem yayılıyor: Mevcut yönetim en geç bir yıl içinde tamamen görevini bırakacaktır. Bir yıl boyunca sabır, metanet gösterin, ondan sonra her şey rayına oturacak ve de çok güzel olacak…

Bundan anlaşılan ise şudur:  Genel Başkan Mustafa Kamalak bir olağanüstü büyük kongre ile görevinden alınarak yerine Mete Gündoğan getirilecek. İyice yıpranmış bulunan O. Asiltürk ve Şevket Kazan köşelerine çekilecekler. Fatih Erbakan’ın işini Mete Gündoğan bitirecek.

Peki, bunu yapabilirler mi? Hemen ifade edelim ki asla yapamayacaklar! Bakın neler olacağını söyleyelim. Kehanette bulunuyor değiliz, siyasi öngörümüzdür bu…

Bizi izleyenler uzun süre önce, Başbakan Erdoğan’dan sonra AKP’nin bölüneceğini, biri Cemaat destekli, biri Millî Görüşçü iki parti kurulacağını yazdığımızı ve çeşitli vesilelerle bunu tekrarladığımızı hatırlayacaklardır.

Keza, Millî Görüş kökenlilerin ne AKP’yi ele geçirmelerinin ve ne de ayrı bir parti kurmalarının siyaseten asla mümkün olmayacağını, tek çarelerinin Saadet Partisi çatısı altında birleşmek olduğunu da yazmıştık.

Çünkü Millî Görüş gömleğini çıkartan bir AKP’yi ele geçirseler bile Saadet Partisi ile rekabet edemezler. Ayrı parti kursalar, Saadet Partisi karşısında rekabet etmek zorunda kalacakları için başarılı olamazlar.

Cemaat destekli bir parti kuracakların ise hem AKP’yi ele geçirmeleri, hem ayrı bir parti kurmaları mümkündür. AKP’yi ele geçirirlerse Cemaat damgasını vuracaklar. Yeni parti kurarlarsa Cemaatin şimdiye kadar desteklediği tüm partilerden katılım sağlayıp tabanlarından destek alacaklar.

Ancak siyasi söylem oluşturmada Cemaat destekli partinin zorluğu olacak. Çünkü Ergenekon davalarına keskin bir söylemle destek veren Cemaat yayın organlarına yönelik “ABD karşıtı generaller ordudan tasfiye ediliyor” söylemi geliştirildi.

Bunu aynen O. Asiltürk yönetimindeki Saadet Partisi de benimseyip dillendirdi. Bu söylem AKP karşısındaki muhalefet partilerinin ortak görüşü haline geldi. Cemaatin destekleyeceği yeni parti bu söylemi sürdüremez.

Aynı şekilde AKP iktidarının ABD desteği ile ordudaki karşıtlarını ayıkladığı türü bir söylem de sürekli dillendirilmektedir. Şimdi ise Fethullah Gülen Hocaefendiye atfen AKP iktidarının ceberutlaştığı, Başbakan Erdoğan’ın Firavunlaştığı şeklinde haberler kamuoyuna yansıtılmaktadır. Cemaatin Ergenekon Davalarındaki tutumu yüzünden AKP karşıtlığı ve muhalefet dayanışması birlikte sürdürülemez.

Şimdi eğer Cemaat ile Başbakan Erdoğan karşı karşıya gelirlerse Amerika işbirlikçisi yaftası kimin boynunda kalacak? Ya da siyasi söylemde ayrışma nasıl olacak?

Şimdi gelelim Saadet Partisi’nin durumuna… İktidara şiddetle karşı çıkarak ve en iyi yaptığı işleri de kulp takıp eleştirerek CHP-MHP çizgisinde siyaset yapan, Ergenekon paralelinde söylem geliştiren O. Asiltürk yönetimindeki Saadet Partisi’ne AKP’den ayrılacaklar gelip katılmaz. Ayrı bir parti de kuramayacakları için Millî Görüş’ün bu yükselen siyasi potansiyeli atıl kalacaktır.

Oysa eğer Saadet Partisi, hile rejimi ve köle düzeni işbirlikçisi, statükocu partilerin yandaşı O. Asiltürk ve Şevket Kazan ikilisinin elinden kurtarılırsa Millî Görüş’ü devlet politikası haline getiren millî derin devletin icraatları ile büyüyen siyasi potansiyelini sahiplenebilir.

Bu takdirde AKP’nin bölünmesi ile -ki kaçınılmaz gözüküyor- Millî Görüş kökenlilerin yuvaya dönüşü kolaylaşır ve Saadet Partisi süratle iktidar yürüyüşünü başlatabilir.

O. Asiltürk-Şevket Kazan ikilisinin elinden alınamaz ve de Mete Gündoğan başına getirilirse Saadet Partisi kurulacak Cemaat Destekli parti karşısında hiçbir varlık gösteremez.

Çünkü Saadet Partisi’nin oy alabileceği potansiyel AKP’nin tabanıdır. Başka bir ifade ile Millî Görüş kökenlilerin yuvaya dönüşünü sağlayacak bir politika şayet izlenemez ise Saadet Partisi’nin ne CHP, ne MHP, ne BDP tabanından alabileceği fazlaca bir oy yoktur.

Kaldı ki AKP’nin bölünüp içinden kendi alternatifini çıkarması bir millî derin devlet projesi gibi gözüküyor. Saadet Partisi bu minvalde bir politik çizgi izler ve de siyasi söylem geliştirirse millî derin devletten büyük destekler alacağı tabiidir.

Bunun için Millî Görüşçülerin Fatih Erbakan etrafında bütünleşmeleri gerekiyor. Bu, aynı zamanda Mustafa Kamalak’ın sahiplenilerek O. Asiltürk- Şevket Kazan ikilisinin etkisinden kurtarılmasını da gerektirir.

Fatih Erbakan ve Genel Başkan Mustafa Kamalak eğer birlikte hareket etmezlerse her ikisi birlikte harcanacaktır. O. Asiltürk-Şevket Kazan ikilisinin Mete Gündoğan dışında birini kabul etmeleri imkânsızdır. Eğer Mustafa Kamalak’ın Genel Başkanlığı onları tatmin etseydi, zaten çoktan köşelerine çekilmiş olurlardı.

Sayı:758

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1642