SON DAKİKA

İSRAİL ÇARESİZ          ZORBALIKLA NEREYE?          TÜRKİYE GÜÇLÜ VE HAKLI          VİTES DEĞİŞTİRDİ          Sayı 823          KANDİL IŞİD TEHDİDİNDE          SÜNNÎ İSE DESTEK YOK!          AKP LEVHASI ÇÖPE          DÜNYADA TEK BAŞINA          SAYI 819         

Bugün: 18.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Saadet Partisi AKP İktidarının Karşısına Değil Önüne Geçmelidir

Saadet Partisi AKP İktidarının Karşısına Değil Önüne Geçmelidir

Hükümetin içeride ve dışarıda Millî Görüş politikalarını uygulaması, içyapısı ve terkibi nedeni ile AKP’ye bütünüyle getiri sağlamaz; verdiği yarar kadar zarar da verebilir. Ancak Hükümetin Millî Görüş politikalarını sahiplenmesi halinde, Saadet Partisi’n


 

Hükümetin içeride ve dışarıda Millî Görüş politikalarını uygulaması, içyapısı ve terkibi nedeni ile AKP’ye bütünüyle getiri sağlamaz; verdiği yarar kadar zarar da verebilir. Ancak Hükümetin Millî Görüş politikalarını sahiplenmesi halinde, Saadet Partisi’ne firesiz, hatta fazlasıyla yararlı olur ve zahmetsizce bir siyasi rant sağlar.

Böylece Hükümetin Millî Görüş doğrultusundaki icraatlarının siyasi götürüsü AKP’nin, getirisi Saadet Partisi’nin hanesine yazılır. Bu gerçekliği Saadet Partisi’nin Mısır’daki darbeye yönelik düzenlediği protesto mitinginde herkes görme imkânı buldu.

İhvan-ı Müslimin adayı olarak halkın oyları ile Mısır Cumhurbaşkanı seçilmiş olan Muhammed Mursi’ye karşı yapılan darbeye en sert tepkiyi veren, bütün dünyaya rağmen tutumundan asla taviz vermeyen AKP iktidarı hiç şüphesiz ki Millî Görüş’e uygun hareket etmektedir.

AKP iktidarına muhalefet olsun diye eğer Saadet Partisi Suriye’deki kabul edilemez tutumunu Mısır için de sergileseydi kabuk yönetimi çok zor durumlara düşerdi. Neyse ki tornistan edip girdiği çıkmaz sokaktan döndü de Suriye politikasını Mısır için aynen sürdürmedi.

Saadet Partisi’nin pek yeterli olmasa da Mısır’daki darbeye karşı gösterdiği tepki, düzenlediği miting hiç şüphe yok ki isabetli oldu. Böylece AKP iktidarının yürüttüğü Millî Görüş politikasını sahiplenmiş oldu, karşılığını da gördü.

Mısır’daki darbeye karşı Hükümetin verdiği tepki ve İhvan-ı Müslimin’e verdiği destek AKP’nin tümü ile yararına değildir. AKP’ye oy veren seçmenin önemli kısmının İhvan’dan ve Mursi’den hazzetmediği biliniyor.

Hatta AKP’ye oy veren Millî Görüşçü seçmenin Hükümetin Mısır politikasını izlerken, bunun Saadet Partisi iktidarına daha çok yakışacağını düşünerek içini çektiğinden eminiz. Saadet’in iktidar olacağına umut besleseler Millî Görüşçüler, ağzıyla kuş tutsa AKP’ye oy vermezler.

Millî Görüşçü olsun ya da olmasın hiç kimse de Saadet Partisi’nin Mısır’daki darbe karşısında Mursi ve İhvan-ı Müslimin yanında yer almasına AKP iktidarına yanaştı diye değerlendirmedi. Çünkü hangi politikaların Millî Görüş’e ait olduğunu bu ülkede yaşayan herkes 40 yıldır bilir.

Erbakan’ın her vesile ile vurguladığı gibi Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir. AKP ise Millî Görüş gömleğini çıkaranların kurduğu partidir. Dolayısıyla AKP iktidarı Millî Görüş’ün politikalarını ne kadar uygularsa uygulasın bunun siyasi rantını sahiplenemez.

Sahiplendiği takdirde çifte kanaldan tepki alır. Önce AKP kadrolarının, seçmenlerinin önemli bir kısmı “Siz Erbakan ve Millî Görüş ile yolunuzu ayırdığınız için AKP’nin kuruluşunda yer aldık, seçimlerde size oy verdik” diyerek itiraz edecekler.

Diğer yandan da Saadet Partisi “Millî Görüş gömleğini çıkardınız, hangi yüzle sahiplenip bizden rol çalmaya kalkışıyorsunuz?” diyerek itiraz edecektir.

Nitekim Başbakan Erdoğan, Menderes ve Özal’ı saydıktan sonra “Erbakan’ın yolundayız” diye bir söz etti diye Millî Gazete adeta volkan gibi patlayarak “Hadi ordan!” manşetini attı.

AKP iktidarının Millî Görüş politikalarını izleyip uygulaması daha çok, hatta sadece Saadet Partisi’ne siyasi rant sağlar. Millî Görüş politikaları bellidir, tek temsilcisi konumundaki Saadet Partisi’nden başka kimse de sahiplenemez.

AKP iktidarının, politikalarını izlemesi ve uygulaması ile borsası yükselen Millî Görüş’ün siyasi getirisine ancak Saadet Partisi sahip çıkabilir. Hatta diğer partilerin sahiplenmeleri halinde de yine Millî Görüş sadece Saadet Partisi’ni güçlendirir. Taklit sadece aslının değerin arttırır.

Erbakan’ın katıksız ve katkısız İslam diye tarif ettiği Millî Görüş’ün 40 yıllık mücadelesinin de tüm safhalarında bu durum hiç değişmeden süregeldi.

Başbakan Süleyman Demirel sağladığı birtakım imkânlarla Nurcular, Süleymancılar, Nakşiler, İmam-Hatipliler, Diyanet mensupları, Müslümanların oylarını çeşitli yöntemlerle devşiriyor, her seçimde Adalet Partisi için kullanılmasını sağlıyorlardı. Millî Selamet Partisi’ne ise az kısmı oy veriyordu…

Ancak herkes Müslümanların asıl oy vermeleri gereken Partinin Millî Selamet olduğunu biliyor idi. Solcu karikatüristler de her zaman Süleyman Demirel’i masonların fötr şapkasıyla, frakıyla çizerken; Erbakan’ı elinde tespih, ayağında takunya, başında takke ile çiziyorlardı.

Dolayısıyla Millî Görüş içeride ve dışarıda İslam’ın yegâne temsilcisi olarak markalaştığından, Müslümanlar ne zaman kazanacağına umut besleseler seçimlerde Erbakan’a oy verdiler. Bu marka tescilini de Şeriatçı suçlaması ile Millî Nizam Partisi’ni kapatarak Anayasa Mahkemesi Erbakan’a ta başında sağladı.

Erbakan’ın 40 yıl boyunca anlattığı ve iktidar fırsatı yakaladığında uygulamaya çalıştığı Millî Görüş politikaları artık Türkiye’de, İslam Âleminde ve dünyada çok iyi bilinmektedir. Ayrıca da Millî Görüş politikalarının, öngörülerinin yaşanan olaylar, gelişmeler nedeniyle ne kadar doğru ve isabetli olduğu, Erbakan’ın ne kadar haklı çıktığı ortaya çıktıkça ve insanlar bunun farkına vardıkça önemi, itibarı artmaktadır.

Kim sahip çıkarsa çıksın, kim desteklerse desteklesin, yükselen değer olarak Millî Görüş, tek temsilcisi Saadet Partisi’nin yalnızca siyasi borsasını yükseltir.

Ne var ki Saadet Partisi’nin kabuk yönetimi Erbakan ve Millî Görüş’e sahip çıkıp tanıtmaktan zevk ve heyecan duyamıyor; hatta hain bir odak tam aksine itibarsızlaştırmaya ve karartmaya çalışıyor.

Saadet Partisi sözcülerinin ve Millî Gazete’nin yansıttıkları ile Erbakan ve Millî Görüş gerçeği arasında bir bağ kurulması bile imkânsız. Erbakan’ı tanıyamamış insanların bu söylemlerden Erbakan ve Millî Görüş’ü tanımaları imkânsızdır.

Peki, 40 yıllık mücadelesi boyunca Erbakan ve Millî Görüş’ü iyi tanıyan, doğru anlayan kimse hiç mi yok? Elbette ki vardır ama Saadet Partisi kabuk yönetimi onlara fırsat tanımadığı gibi ayrıca kendilerine dehşet bir ambargo da uygulamaktadır.

Düşünün ki Erbakan’ın en eski arkadaşlarından olan Mehmet Aras Kocaeli’nde Saadet Partisi İl Başkanı seçildiğinde kabuk yönetim kongreyi iptal ettirdi. Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın önüne inanılmaz engeller çıkartılıyor. Hatta Erbakan’ın kızı Elif Erbakan’ın İstanbul’da yaptığı bir toplantıyı “Saadet Partisi adına korsan toplantı düzenliyor” diye şikâyet ettiler. Polisler baskın getirip toplantıda asılan Saadet Partisi bayraklarını toplattırdı. Yani, dağdakilerin gelip bağdakileri kovması ya da yavuz hırsız hikâyesi gibi inanılmaz bir durum!

Şimdi Erbakan’a, dostlarına ve ailesine bu denli düşmanlık eden bir meşum zihniyetten Millî Görüş politikalarına samimiyetle sahip çıkması, anlatması, uygulaması nasıl beklenebilir?

İşte bu nedenle, Saadet Partisi kabuk yönetiminin Mısır’daki darbeye karşı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve İhvan-ı Müslimin yanında yer almasındaki samimiyetinden emin olmaya imkân yoktur. Çaresiz ve mecbur kaldıkları için zoraki bir tutumdan başka bir şey değil.

Zaten bu kabuk yönetim daha düne kadar Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan Mısır’daki gelişmeleri emperyalizmin oyunu diye lanse ediyordu. Nitekim Suriye’deki katliamcı dikta rejimine hala en küçük bir eleştiri getirdiği, sitem ettiği yok.

Şam’a gidip Suriye diktatörü Beşşar Esat’ın kanlı elini sıkan Saadet Partisi kabuk yönetimini Mısır’daki diktaya karşı düzenlediği protesto mitinginde nasıl ve ne kadar samimi görebiliriz?

Elbette ki Arap Baharı karşısında yürütülen yanlış politikaların sürdürülebilir olmadığını kabuk yönetim de gördü. İçine girilen çıkmazın ısrar edilmesi halinde sonlarını getireceğinin farkına varınca tornistan ettiler. Ancak bir fırsat bulduklarında ihanetlerini sürdürmeye çalışacaklarına şüphe yoktur.

O. Asiltürk, Şevket Kazan ikilisi Saadet Partisi kabuk yönetiminin Hükümetin Millî Görüşçü politikalarını sahiplenmesine daha fazla müsaade etmez; bir yolunu bulup karşısına çıkartır.

Hain ikilinin iki temel görevi var. Biri, Saadet Partisi’nin, Millî Görüş doğrultusunda Türkiye’nin izlediği politikalara takoz olmasını sağlamak. Diğeri ise Saadet Partisi’nin başına bir punduna getirerek Mete Gündoğan’ı koymaktır.

Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’ni bir Sabetayist Yahudi’ye teslim etmeden asla bu ikili misyonunu tamamlamış olmayacaktır.

Eğer ömürleri vefa ederse, Numan Kurtulmuş’ta yaşadıkları başarısızlığı Mete Gündoğan ile telafi edip ondan sonra köşelerine çekileceklerdir. Şevket Kazan daha önce açıkladığı üzere Millî Görüş tarihini yazacaktır. Şevket Kazan’ın tarihini yazacağı Millî Görüş’ün vay haline!

Millî Görüş’ün yükselen değer olarak göz kamaştırıp iştahları kabarttığı bir süreçte, temsilcisi Saadet Partisi’nin Erbakan’a kin ve düşmanlıkla dolu bir zihniyetin elinde olması İlahi takdirin yorumlanmadan anlaşılmayan bir hikmeti olarak önümüzdedir.

Sanırız bu imtihan, Erbakan ve Millî Görüş’ten yolunu ayırıp AKP’yi kuranları ihanetle itham edenlerin samimiyet imtihanıdır. Böylece gitmeyip de kalanlar Erbakan ve Millî Görüş’e bağlı oldukları için mi; yoksa AKP’de daha iyi yer bulamadıkları için mi kaldılar; belli olmaktadır. Ve bakalım Millî Görüş’ün son münafıkları nasıl ve ne şekilde ayrılacaklar?

 

Sayı: 768

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1547