SON DAKİKA

TÜRKİYE GÜÇLÜ VE HAKLI          VİTES DEĞİŞTİRDİ          Sayı 823          KANDİL IŞİD TEHDİDİNDE          SÜNNÎ İSE DESTEK YOK!          AKP LEVHASI ÇÖPE          DÜNYADA TEK BAŞINA          SAYI 819          TÜRKİYE HESABI          ŞANS TANIYAN İSE YOK         

Bugün: 25.10.2014
  • Ana Sayfa
  • »
  • Saadet Partisi; Neden Suriye’ye Öyle, Mısır’a Böyle?

Saadet Partisi; Neden Suriye’ye Öyle, Mısır’a Böyle?

Saadet Partisi kabuk yönetimi Suriye’de Nusayri azınlığa dayalı Baasçı Beşşar Esat’ın dikta rejimine karşı Arap Baharının yansıması sonucu başlatılan gösterilere katliam yaparak cevap verilmesini emperyalizme direniş olarak değerlendirdi...


 

Saadet Partisi kabuk yönetimi Suriye’de Nusayri azınlığa dayalı Baasçı Beşşar Esat’ın dikta rejimine karşı Arap Baharının yansıması sonucu başlatılan gösterilere katliam yaparak cevap verilmesini emperyalizme direniş olarak değerlendirdi.

Bu yaklaşım ve değerlendirme nedeniyle Saadet Partisi ve Millî Gazete temsilcileri Şam’a bir ziyaret gerçekleştirerek Beşşar Esat’ın kanlı elini sıktılar, emperyalist güçlere dayadığı sırtını sıvazladılar.

Daha sonra da Suriye’de Sünni Müslümanlara karşı savaşan Şii Hizbullah örgütünün hamisi İran’ın öncülüğünde yapılan bir dizi toplantıya Saadet Partisi YİK Başkanı sıfatıyla O. Asiltürk başında bulunduğu heyetlerle katıldı.

Saadet Partisi ve Millî Gazete, AKP iktidarının Beşşar Esat yönetimine karşı tavrını emperyal güçlerin etkisi ile açıklayıp kardeşler arasındaki kavgada taraf olmakla suçladı. Kendilerini ise Suriye’deki kavgalı kardeşlerin arasını bulmaya çalışan kişiler olarak tanımladılar. Hâlbuki Suriye’deki direnişçi Sünni Müslümanlara hep mesafeli oldular, sadece Esat’a yakın durdular.

Kendi yaptıkları AKP iktidarının yaptığının çok kötü bir taklidi gibiydi. Çünkü daha önce AKP’li Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Şam’a gidip Beşşar Esat ile 6 saat süren uzun bir görüşme yapmış; uzun uzun tavsiye ve telkinlerde bulunmuştu. Ve bütün bunlar hiçbir işe yaramamıştı.

Nitekim “Biz gidip tavsiyelerde bulunduk, kavgalı kardeşlerin aralarını bulmaya çalıştık” diye açıkladıkları ziyaretlerinden de tıpkı AKP iktidarının daha önce yürüttüğü çabalardaki gibi hiçbir olumlu sonuç çıkmadı.

Buna rağmen, gerekçeleri ortadan kalktığı halde Suriye’deki azınlıkçı Nusayri dikta yönetimini savunmaktan vazgeçmeyen Saadet Partisi kabuk yönetimi ve Sabetayist haham yönetimine bırakılan Millî Gazete Özgür Suriye Ordusuna olumsuz yaklaşmaya devam etti.

Saadet Partisi kabuk yönetimi Arap Baharının Mısır ayağında da Tahrir Meydanındaki İhvan liderliğinde yapılan rejim karşıtı gösterileri emperyalist güçlerin oyunu olarak nitelemişti. Oysa o gösteriler sonucu Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek istifa etti. Muhammed Mursi de bu süreç sonunda İhvan-ı Müslimin adayı olarak Cumhurbaşkanı seçildi.

Tahrir Meydanında bu kez gösteriler Muhammed Mursi ve İhvan yönetimine karşı başlatılınca Mısır ordusu taraflara uzlaşma çağrısı yaptı, olumlu cevap alamadığı için de darbe yaptı. Yani Saadet Partisi kabuk yönetimi değerlendirmelerine göre Muhammed Mursi Emperyalistlerin başlattığı Arap Baharı dalgasının Cumhurbaşkanlığına getirdiği bir kişi idi!

Ancak şimdi Saadet Partisi kabuk yönetimi ve Sabetayist haham yönetimindeki Millî Gazete, Mısır halkının özgür iradesiyle serbest seçim sonucu Cumhurbaşkanı yaptığı Mursi’nin ordu tarafından darbe ile devrilmesini emperyalizme hizmet etmek diye açıklayarak bunu tertiplediği mitinglerle protesto etmektedir.

Peki, Saadet Partisi ve Millî Gazete yönetimleri bu çelişkileri izah etmek zorunda değiller mi?

Neden, Suriye’de iki yılı aşkın süredir devam eden barbarca katliamları yapan Beşşar Esat’a henüz en ufak bir eleştiri yöneltilememektedir? Esat’ın Müslüman halka yönelik katliamlarının emperyalistlerin Suriye’nin içini karıştırmak olduğu görüşünde niye ısrar edilmektedir?

Suriye’deki ezici çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanların ve öncülüğünü İhvan-ı Müsliminin yaptığı gösterilere katliam yaparak karşılık veren Beşşar Esat yönetimi cici de Mısır’da darbe yapan ordu neden kötü?

Eğer Arap Baharı emperyalist güçlerin işi idiyse; neden Mısır’da Hüsnü Mübarek Yönetiminin devrilmesine ve Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanlığına getirilmesine yol açan bu sürecin tersine çevrilmesine çalışan askeri darbeye karşı çıkıp protesto mitingleri tertipliyorsunuz?

Arap Baharı Mısır’daki dikta rejimini devirerek İhvanı Müsliminin seçimle yönetime gelmesinin yolunu açtı. Daha önceleri Arap Baharı emperyalizmin oyunu diyerek karşı çıkmanıza rağmen şimdi aksine Cumhurbaşkanlığına getirdiği Mursi’ye sahip çıkıyorsunuz!

Mademki hidayete erdiniz neden aynı şeyin Suriye’de olmasını istemiyorsunuz? Zaten Suriye yıkıldığı kadar yıkıldı, katliamların sonu gelmiyor, olanlar oldu. Neden bari Beşşar Esat rejimi yıkılsın, gitsin demiyor; hala Suriye’nin tağuti rejimini emperyalizm karşıtı gösteriyorsunuz?

Mısır’daki İhvan ise Suriye’deki de İhvan. Mısır’daki askeri dikta rejimi ise Suriye’deki de öyle. Neden böyle ikircikli davranıyorsunuz? Neden Mısır’da geçici cumhurbaşkanı yapılan adamın Hıristiyanlığını, Yahudiliğini dilinize dolayıp Beşşar Esat’ın komünist Baasçılığını görmezlikten geliyorsunuz?

Eğer Arap baharı emperyalizmin oyunudur söylemi Mısır için çuval mızrağa sığmaz hale geldi ise Suriye’de öyle. Suriye’deki Nusayri azınlığa dayalı Beşşar Esat rejiminin devrilmesini ABD istemiyor, Avrupa Birliği istemiyor, Birleşmiş Milletler istemiyor. Daha nereye kadar zırva tevil etmeye, gerçeklere takla attırmaya devam edeceksiniz?

Suriye için görevlendirilen iki Birleşmiş Milletler özel temsilcisi de işe Beşşar Esat yönetiminin nasıl devam ettirilebileceği sorusuna cevap aradı. Birleşmiş Milletler, Çin ve Rusya’yı bahane edip Suriye’de Beşşar Esat’ın muhalif direnişini bitirmesini bekliyor. ABD ve Avrupa Birliği’nin, NATO’nun tutumu da aynı…

Daha önce Sırplar Bosna Hersek’te Müslüman Boşnaklara katliam yaparken hepsi seyrettiler. Ne zaman ki El Kaide güçleri yetişip Sırpları kovalamaya başladılar; o zaman ABD ve NATO müdahale etti. Gerçekte ABD, NATO yenilgiye uğratılıp kaçmaya başlayan Sırpların imdadına yetişmek için müdahalede bulundu ama bu, Boşnaklar kurtarılıyormuş gibi gösterildi.

Bakınız işte buraya yazıyoruz: El Kaide güçleri Suriye’ye ağırlık versin, Beşşar Esat ordusunu köşeye sıkıştırsın; Birleşmiş Milletler de NATO da anında müdahale edecektir. Zaten de gelen haberler Suriye’de Esat güçlerine karşı ilave bir El Kaide gücünün savaşa başladığı yönünde!

Dünyada sadece İslam ülkelerinde ve toplumlarında işgaller var; katliamlar yaşanıyor. Türkiye tek başına Müslümanlara sahip çıkıp emperyalist güçlere karşı sesini yükseltiyor. Türkiye’nin bu İslami hassasiyetini, mazlumlardan yana tutumunu sırf AKP iktidarını karalamak için inatla görmezden gelen Saadet Partisi ve Millî Gazete kabuk yönetimi CHP’nin kuyruğuna giriyor.

Oysa Millî Görüş politikalarına AKP iktidarının sahip çıkıp uygulamaya çalışmasına sevinmek, desteklemek, teşvik etmek gerekir. Bu Saadet Partisi’ne asla zarar vermez.

Tam aksine Millî Görüş politikalarının revaç bulması, uygulanması, başarılı sonuçlar vermesi, Saadet Partisi’nin siyasi borsasını yükseltir. Dünya âlem biliyor ki Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir. AKP iktidarı Millî Görüş politikaları izlemekle asla Saadet Partisi’nin önüne geçemez.

Keza, bütün dünya âlem biliyor ki AKP Millî Görüş gömleğini çıkaranların partisidir. Bülent Arınç her ne kadar ben böyle bir şey demedim dese de sukut ikrardır. Artık geçmiş olsun; bu uyanıklığı ona hiçbir şey kazandırmaz. Hiçbir AKP yöneticisinin Millî Görüş gömleğini bir daha giymeye kalkması olacak şey değildir. Giymesi halinde siyasette iddia sahibi olamaz. Seçmen için ise herhangi bir sakınca söz konusu değildir.

Erbakan ve Millî Görüş’le yolunu ayırıp AKP’yi kuranların geçerli mazeretleri var mıydı; bilmek zor. Şevket Kazan’la O. Asiltürk’ün hilelerine, entrikalarına, provokasyonlarına mı gelip o yolu seçtiler? Yoksa tamamen siyasi hırslarına, ihtiraslarına mı yenildiler? Ya da hepsinin payı var mıydı; bilinmez.

Bilinen tek şey Erbakan’ın Saadet Partisi’nin değil; AKP’nin başarısına yönelik elinden geleni yaptığıdır. Bu, Numan Kurtulmuş olayında hiç tartışmasız net ortaya çıktı. Eğer Saadet Partisi Numan Kurtulmuş’la 12 Haziran 2011 Genel Seçimine girseydi arkasındaki medya desteği ile en az % 7 oy alırdı ki bu hazine yardımı alması demekti. Başarıları artarak devam ederdi. Hiç şüphe yok ki Erbakan bunu istemedi! Çünkü o takdirde Millî Görüş Yahudi’nin hizmetine girer ve büyük felaket olurdu.

Ancak olan oldu, yollar ayrıldı ve öncülük edenlerin geri dönüşü de artık imkânsız. Millî Görüş gömleğini yeniden giymeleri siyaset açısından artık tamamen imkânsızdır. Ancak seçmenlere bu engel hiçbir şekilde konulamaz.

Nitekim geçmişte Erbakan ve Millî Görüş’ten ayrılıp ANAP’a giden öncü kadrolar dönemediler ama seçmen geri dönerek Refah Partisi’ni birinci yaptı. ANAP’a giden Millî Görüşçü seçmenin Refah Partisi’ne dönüşü katlanarak gerçekleşti. Aynı şekilde AKP’ye giden Millî Görüşçü oylar da Saadet Partisi’ne katlanarak dönebilir. Bunun önüne engel konulamaz. Yeter ki, konjonktür el versin.

AKP kadroları eğer Millî Görüş’ü temsilen iktidar olabilselerdi kalıcı olabilirlerdi. Ancak AKP’yi Recep Tayip Erdoğan’dan sonra ayakta tutmak asla mümkün olmaz. Üç dönemdir iktidardaki onca başarılarına rağmen AKP’yi siyasi bir kimliğe sahip kılamadılar. Eğer AKP Millî Görüş’ün partisi olarak iktidar olabilseydi asla zeval bulmazdı.

Nitekim Millî Görüş’ten yolunu ayıranların liderliğinde dört eğilimi birleştirme projesiyle iktidar yapılan ANAP da iki dönem iktidarında AKP iktidarından çok daha büyük başarılara imzasını attı ama siyasi bir kimlik sahibi olamadığı için haritadan silindi gitti. AKP’nin de bu akıbetten kurtuluşunun hiçbir şekilde imkânı, çaresi yoktur. Recep Tayip Erdoğan Partisi olmaktan öte AKP bir siyasi kimliğe sahip olamadı.

Oysa Erbakan Millî Görüş ile kıyamete kadar devam edecek bir siyasi kimlik oluşturdu. Bunu şimdi sadece ve sadece Saadet Partisi temsil etmektedir. Millî Görüş, Türkiye’de, bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler karşısında yükselen değer, sorunlara çözüm getiren sistematik tek düşünce olmaya devam etmekte ve her şeyden önemlisi hakkı temsil etmektedir.

Hakkı temsil eden Millî Görüş, Ümmetin üzerinde yürüdüğü caddeikübrayı, ortayolu önerdiği ve tavsiye ettiği için, her türlü aşırılıktan uzak sürdürülebilir tek yoldur. Eğer insanlık kıyamet ile yüz yüze gelmezse küresel hayat, ancak Millî Görüş’ün -D-8 Deklarasyonunda yer alan- 6 temel ilkesi üzerine inşa edilecek Adil Düzen ile sürdürülebilir.

Tüm beşeri ideolojilerin iflas ettiği, insanlığı kuşatacak herhangi bir sistemin önerilemediği bir süreç yaşanırken… Küresel egemen güç Siyonizm, tarihin sonu diye alarm zilleri çalarken… Ve tek umudunu medeniyetler çatışmasına bağlayarak başkalarının felaketi üstüne geleceğini inşa etme bencilliğinin, ihtirasının, gözü dönmüşlüğünün zebunu iken…

Diğer yanda, tahrifata uğradıkları matematiksel bir gerçeklikle bilinen Tevrat’a ve İncil’e dayalı ilahi bir nizamın kurulmasının imkânsızlığı ortadayken… Tahrifata uğramamış tek ilahi kitabın sahibi yegâne hak din İslam’ı çağın idrakine muhteşem bir yeterlilikle sunabilen Millî Görüş’ün insanlığın varoluşu için umut vaat edebilen son çare olduğu çok açık ortadadır.

Ne yazık ki Saadet Partisi kabuk yönetimi Millî Görüş’ün caddeikübrasına yuvarlanmış taşlar yığını misali geçici bir süreliğine de olsa siyasi trafiğin tıkanmasına yol açmış durumdadır. Bu gayritabii durumun bir an önce sona erdirilmesi Millî Görüşçülerin görev ve sorumluluğudur.

Saadet Partisi teşkilatlarında görev, sorumluluk, yetki sahibi olan herkes çok ağır bir emanete sahiplik etmektedir. Bu emanete riayet edip hakkıyla gereğini yapmak büyük bir mazhariyettir. Aksine bu emanete ihanet etmek ise hesabı verilemeyecek korkunç bir vebal ve sorumluluğu yüklenmek olur.

Yüce Allah Ahzab Sûresi 72. Ayetinde şöyle buyuruyor: “Evet, Biz emaneti, sorumluluğu, göklere, yere ve dağlara sunduk. Onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular; onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim, çok cahildir.” (Kur’ân-ı Kerim Meâli- Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)

Yüce Allah’ın sözü üzerine söz etmek haddimiz değildir; noktayı koyuyoruz!

 

Sayı: 767

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 757